Cuma

14

şu an sildiğim
her şeyin anlamı
boşluğun en donuk
rengi sarıyor boşalttığım
alanı ben yanık bir
tenin en yaralı sahibi
ne kadar uzaklaşmak
isterse bedeninden
içimdeki barış o kadar
kendim hissedişim var
terkedişi ismim
kıldığım zamanı



bir keskin bıçak izi
resmini çiziyor tüm
kokularımın ısımın
altında kendini var
bildiği odanın duvarına
kanadığım ömrümün
artık biten şarkısı
ne gam deyişim ve
sarılışı bacaklarıma
ihanetin



şu bar çizgisi -tam
da bir cenin bırakışı
yanına gerektiği
her sarsıntının ertesi
söylenen- çizgisi
bir ayaküstü sohbetin
hafif yılmış sesi
kulaklarımda en
duymak istemediğim
sesiyle bir kabul



değil mi çağrısızlığın
giiiiiiiiiiiiiiiiiit demeyi
isteyip durduğu
her rahimde büyüyen
sıkışan çocuğum
karşı karşıya
sesimizin hiddet
dolu aldatılmışlığı




barışı barış kılan ne ki
inanayım

Hiç yorum yok: